Ads 468x60px

anne bebek çocuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
anne bebek çocuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Nisan 2013 Perşembe

Akraba evliliği

Akraba evliliği


Akraba evliliği, evlenen çiftlerin birbirleriyle aralarında kan bağının olması, yani aynı atalardan, soydan geliyor olma halidir. Yurdumuzun bazı bölgelerinde sıkça rastlanan akraba evliliği durumu genetik danışmanlık hizmeti verilmesinin gerekçesidir.
Akraba evliliği sıklık derecesi
Akraba evliliği genetik olan rahatsızlıkların yaygınlığını etkilemekte olan mühim vaziyetlerden birisidir ve de dünyadaki toplumların %20 ‘ si hatta daha çoğu tarafından yeğlenir. Dünyaya gelen bebeklerin %8.4 ‘ ü yapılmış akraba evliliklerinden doğar.  İslami açıdan akraba evliliği bakımından değerlendirme yapılacak olunursa, kuzen ile evlilik kabul edilirken, kardeş ile, amcayla, teyzeyle, dayıyla, hala ile ve de sütanneyle evlilik yasaktır. Ülkemiz bakımından değerlendirilecek olunursa, birinci derece kuzen evliliği şeklinde adlandırılan kardeş çocukları evliliği, ülkemizdeki en çok görülen evliliklerdendir.

Akraba evliliğinin sakıncaları
En mühim problem sağlıklı olan eşlerin genlerinde bulunan rahatsızlıkların çocuklara geçmesidir. Bu hastalıkların en önemlileri otozomal resesif ile kimi multifaktöryel geçişli rahatsızlıklardır. En sık görüleni kistik fibrozistir ve bundan en fazla etki gören organlar epitelyum yapılar olur, dokulardaki salgılar, solunum ile emilim özelliğinde bozulma olur. Bunlara bağlı akciğerde problem, gastrointestinal sistemde komplikasyon meydana gelir. Kistik fibrozis rahatsızlığı olan kişinin yaşama süresi yaklaşık 27 senedir.
Fenilketonüri beyni etkilemekte olan bir rahatsızlıktır. Doğum sonrası 5-10 gün içerisinde bir iki damla kanla kolay bir yöntem ile rahatsızlık saptanır.
Talasemi major genellikle Akdeniz bölgesinde taşıyıcısı çok olan kan rahatsızlığıdır. Kansızlık çok olur, büyüme geriliği olur ve kalpte yetmezlik oluşur. Tedavisi yapılırsa  40 yaşına kadar yaşama şansı olur.


Reade more >>

Bebeğin Gazı Nasıl Çıkarılır?

Bebeğin Gazı Nasıl Çıkarılır?

Bebeğin gazını çıkartmak: Bütün bebekler, sütlerini içerken hava yutarlar. Bu da karınlarında hava kabarcıkları mey­dana getirir. Yutulan hava miktarı bebekten bebeğe değişir. Kimi bebekler biberonun yarısını içtikleri zaman geğirmek zorunda kalırlar. Kimileri ise biberonu bir seferde tamamlayabilirler.
Bebeğin gaz çıkarmasına birkaç şekilde yardım edebilece­ğinize göre bu şekillerden en uygununu kendiniz seçersiniz. Bi­rinci şekilde, bebeği dizlerinize oturtup, midesini okşarsınız. Başka bir usul de ayakta, bebeği kucağınıza alıp omzunuza yas­lamak ve sırtına hafif hafif vurmaktır. Bebek seğirirken yedikle­rinden bir kısmını da çıkarabilir, yani kusabilir; bunun için om­zunuza bir bez parçası yayın. Kimileri çok çabuk ve kolaylıkla gaz çıkarır. Kimilerinde ise bu iş güç ve yavaş olur. Bebek ga­zını çıkarmakta güçlük çekiyorsa, birkaç saniye yatırıp sonra yeniden omzunuza doğru kaldırın. Beslenme sırasında çocuğun gazını çıkarmaya, ancak bebek fazla hava yutmak yüzünden em­ziği bıraktığı zaman teşebbüs edin: Doktorunuz hava yutmadan doğan bu sıkıntıya «aerofaji» adı verecektir. Her yemekten son­ra bebeğin gazını çıkarmasına yardım etmek gerekir. Bu ihmal edildiği zaman bebeklerin çoğu rahatsız olurlar. Kimileri ise bu ufacık ihmal yüzünden karın ağrısına tuttulur. Bebeğiniz çok güç gaz çıkarıyor ve gaz çıkarmadan yattığında da fazla bir rahatsız­lık duymuyorsa gaz çıkarması için birkaç dakikadan fazla uğraş­mayın.
Sırası gelmişken şuna da dikkatinizi çekeyim; Bebek bol «01 ya da mama emdiği zaman, karnı, tecrübesiz anneleri endişelen­direcek kadar şişer. Buna şaşmayın; bebeklerin bir öğünde İçtik­leri süt miktarı, yetişkin bir insanın gövdesine göre yediği yiye­ceğe oranla fazladır. Şöyle düşünün: 55 kilosunuz ve bir seferde 2 kilo sütü birden içiyorsunuz. Sizin de karnınız şlşmez mi?
Reade more >>

Çocuklarda Gözyaşı Kesesinin İltihabı

 Çocuklarda Gözyaşı Kesesinin İltihabı

Göz çukurunun iç köşesinde yer alan gözyaşı kesesinin iltihaplanmasına dakriyosistit denir. Glandula lakrimalis denen gözyaşı bezinin salgıladığı gözyaşı, konjonktivanın ve korneanın bütün yüzeyini ıslattıktan sonra gözün iç köşesinde toplanır ve göz kapaklarının kenarında bulunan gözyaşı noktalarından (puneta lacrimale) gözyaşı kesesinin içine girer.Gözyaşı kesesi burun köküne doğru 15 mm. uzunluğunda ve 3 mm. çapında bir kanal (nasolacrimalis) ile devam eder. Gözyaşı böylece burun salgısına karışır. Konjonktiva ve burun enfeksiyonlarının bu bölgeye yayılması sonucu akut dakriyosistit denilen hastalık meydana gelir. Gözyaşı kesesinde şişme, kızarıklık ve ağrı vardır. Gözyaşı kesesinin ve kanalının tıkanması kızarıklık ve ağrı olmadan da kesenin kronik iltihaplanmasına yol açabilir.Tedavi hasta olan göze sıcak ve ıslak pansuman uygulamak ve antibiyotikli pomatlar sürmek veya ağızdan antibiyotik almak suretiyle yapılır.
Reade more >>

D Vitamini

D Vitamini

D vitamini, bedenimizdeki provitamin denen bazı maddelerden (ergosterol) güneş ışınları etkisiyle oluşan bir vitamindir. Deride meydana gelir ve karaciğerde depolanır. Yağda eriyen bir vitamin olarak ayrıca balıkycğında, süt ve sütten yapılcn besinlerde bulunur. Kemiklerin gelişmesinde kalsiyum ve fosfor elementleri kadar gerekli olan bir vitamindir. Eksikliğinde çocuklarda raşitizm, büyüklerde ise osteo-malasi denen kemik hastalıkları meydana gelir.Çocuklarda, gebelerde ve çocuklarını emziren annelerde D vitamini ihtiyacı günde 400 ünite kadardır. Ancak fazla miktarda D vitamini almak da doğru değildir. D hi-pervitaminczu belirtileri görülebilir. İştahsızlık, bulantı, kusma, karin ağrısı ve kabızlık oluşabilir.D vitamini de tek bir vitamin değildir. Dt , D, ve Di vitaminleri bulunmuştur. D vitamini preparatları en çok süt çccukiarına yapılmaktadır. Ayrıca D vitamini bazı romatizma ve cilt hastalıklarında kullanılmaktadır.
Reade more >>

Dikkat!! Çölyak Hastalığı

Dikkat!!  Çölyak Hastalığı

Çocuklarda barsaklarda yiyeceklerin, özellikle yağların emilememesi sonucu meydana gelen hastalığa çölyak (Coeliaç) veya selyak hastalığı denir. Hastalık ailevidir ve sebebi buğday, arpa, yulaf ve çavdarda bulunan glüten ve gliadin adındaki proteine olan duyarlılıktır. Sonuç olarak yağ asitlerinin sindirimi bozulmuştur.Sağlıklı bebeklerin 6-9 ayları arasında unlu gıdalarla beslendiklerinde kilo kaybettikleri, huzursuzlaştıkları, açık renkli, pis kokulu yağlı bir dışkı (steatore) çıkardıkları görülmüştür. Bir süre sonra mide şişmeye başlar, kol ve bacaklar aşırı derecede zayıflar, çocukta kötü beslenmeyle ilgili hastalıklar (anemi, raşitizm v.b.) meydana gelebilir. Tedavide glutensiz beslenme önemlidir. Bu amaçla bazı ülkelerde glutensiz (mısır veya pirinçten yapılmış) özel un ve ekmekler satılmaktadır. Ayrıca anemi için B12 vitamini verilir.
Çölyak sprue, nontropik sprue ve glutona duyarlı enteropati olarak da bilinir. Çölyak hastalığı ince bağırsağın glutona (çavdarda, buğdayda ve arpada bulunur) olan hassaslığıdır. Bu hassaslığın neticesinde ve iltihaplanmaya bağlı olarak, ince bağırsak astarının hasar görmesi suretiyle gelişen, yiyecekleri emme yetersizliğidir.
Yulaf da bünyesinde başka tür bir gluton bulundurur. Yapılan araştırmalara göre çölyak hastası insanların yulaf yiyebileceği belirtilmiştir. Çölyak hastası bireylerde, demirin, folik asidin veya ikisinin birden eksik emilmesinden dolayı kansızlık görülebilir. Kalsiyum ve D vitamininin yetersiz emilmesi ise östeoporoza sebebiyet verir. Çölyak hastalığı çocuklarda da görülebilen bir hastalıktır.
SEMPTOMLAR
Çölyak hastalığının belirtileri her yaşta görülebilir. Çölyak hastalığına yakalandıysanız gluton içeren her yiyecekten sonra ishal meydana gelecektir. İshal çok ciddi oranlarda hayatı tehdit edebilir ve bireyin su kaybetmesine neden olabilir. Katı dışkılar genellikle kül renginde, köpüklü, iri, kötü kokulu ve yapışkan bir halde çıkar. Yapışkanlık ise yüksek yağ oranından kaynaklanır.
Bütün bireylerde ishal görülmez; sadece çeşitli sonuçlar getiren kötü emilim görülür. Kilo kaybına herkeste rastlanır. Protein seviyesi çok düşükse bacaklarda kabarma meydana gelir. Dişetleri K vitamini eksikliğinden kanayabilir. Diğer vitaminlerin eksikliği ise sinirsel bozulmalara (sinir, ve buna bağlı düzensizlikler), kuru cilde ve dudaklarla dilde acılığa sebep olabilir.
TEDAVİ SEÇENEKLERİ
Çölyak hastalığının erken evrelerde teşhis edilmesi zordur. Teşhise dayalı çalışmalardan testleri, katı dışkı tahlilleri ve barium yutulduktan sonra çekilen bağırsak röntgenleri, çölyak hastalığının tanısında yardımcı olur. Bu hastalığa dair şüpheler, mikroskopik anormalliklerin görüldüğü bir biyopsi testinden sonra sonuçlanacaktır.
Glüten içermeyen bir beslenme düzeni, bu hastalığın ana tedavi yöntemidir. Glüten sadece tahıllarda ve buğdayda bulunmaz. Birçok hazır besin glüten içerir. Glütene hassas insanların yiyecek etiketlerini incelemeleri ve etiketsiz olarak üretilmiş besinlerden uzak durmaları gerekmektedir.
Reade more >>

Çoğul Gebelik

Çoğul Gebelik

Canlı varlıkların bir defada yani bir defada doğurdukları yavru sayısı evrim basamağındaki yerlerine göre ters orantılı olarak azalmakta, aşağı basamaktaki türler çok sayıda yavru yapmakta, insan ise genellikle tek yavru doğurmakta yani unipar sayılmaktadır. Birden fazla çocuk doğurmaya genel olarak çoğul gebelik denir. İnsanlar matematik bir formüle göre her 85 doğumda bir ikiz çocuk doğurmakta, bundan sonra 85 sayısının artan kuvvetlerine orantılı şekilde üçüz, dördüz v.b. doğurmaktadır. Örneğin her 85- = 7225 doğumda üçüz çocuk, her 853 = 614.325 doğumda dördüz v.b. doğurmaktadır. Çoğul gebeliklere bazı ailelerde daha sık
rastlanmakta ve bu özelliğin anneden kalıtımla geçtiği kabul edilmektedir.
İkizler tek yumurta veya çift yumurta ikizleri olmak üzere meydana gelirler. Kadın yumurtası (ovum) erkek yumurtası (sperm) tarafından aşılandıktan sonra çok hücreli İnsan yavrusunu oluşturmak için bölünmeye başlar. Bu bölünmenin herhangi bir aşamasında eğer hücreler iki ayrı kutup halinde toplanıp her biri ayrı bir embriyo oluşturursa tek yumurta ikizi meydana gelir. Bu iki yavrunun cinsiyetleri de aynı olur ve bunlar bir elmanın iki yarısı gibi birbirlerine çok benzerler. İkiz doğumların 1/4′ü tek yumurta, ikisi 3/4′ü çift yumurta ikizidir.
Kadının bir yumurtalığından veya iki yumurtalığından birden aynı zamanda iki yumurta dışarı atılır ve her ikisi de ayrı bir sperm tarafından aşılanacak olursa çift yumurta ikizleri meydana gelir. Bunların cinsiyetleri farklı olabilir ve ancak iki ayrı zamanda doğan kardeşler kadar birbirlelerine benzerler. Çift yumurtalı ikizlerde iki plasenta vardır.
• Gebelik sırasında eğer rahim gebeliğe uymayan bir hızla büyürse, karın [çevresi 110 cm. nin üzerinde genişlemiş gebelik şikâyetleri çok fazla ise, çocuk sesleri iki ayrı yerden duyuluyorsa, ikiz gebelikten şüphe edilir. Ancak % 60 akada teşhis doğum başladıktan sonra konabilmektedir.
Gebeliğin son üç ayında asönografi denilen aletle veya röntgen muayenesi ile durum aydınlığa kavuşur, teşhis kesinleşir. İkiz gebelikte hidramnios yani amnios suyunun fazlalığı ve çocuk anomalileri ve çocuğun karın içinde ölmesi (in utero mort fetal) gibi durumlara daha sık rastlanır. Ortaya çıkabilecek güçlükler ve komplikas-yonlar nedeniyle ikiz şüphe edilen veya teşhis edilen vakalar hastanede doğurtulmalıdır.
Birbirine bitişik ikizler yani çift monsterler özellikle doğumda çok güçlük çıkarabilir. Çeşitli operasyonlara başvurulmak zorunda kalınabilir. Ayrıca bu gebeilklerde atoni denilen doğum sonu kanamaları sık görülür.
Reade more >>

Çocuk Bakımı

Çocuk Bakımı

Yeni doğan bir bebeğin aileye ne tür sorumluluklar getireceği bilinmez. Anne ve baba altından kalkamayacakları bir sorunla karşı karşıya kaldıklarını düşünürler. Bu yanlış bir düşüncedir.Evvelce çocuk bakımı konusunda kesin reçeteler vermeye alışık olan çocuk doktorları, günümüzde, her bebeğin boyca, kiloca, renkçe v.b. yönlerden farklı birer yaratık olduğunu düşünmekte ve hoşlandıkları şeyler, duyguları, uyku alışkanlıkları, büyüme biçimleri, huylan bakımından da farklı olan bebeklerin katı bir anlayış içinde büyütülmemeleri gerektiğini savunmaktadırlar.
Her bebek, ayrı bir insan olarak ele alınıp ona göre yetiştirilmelidir. Ama her zaman ne yapılması gerektiğini hep doktorunuzdan beklememelisiniz. O size genel olarak izleyeceğiniz yol konusunda birtakım şeyler söyleyebilirse de, bunları kendi bebeğinize uygulayacak olan sizlersiniz. Bu yüzden anne ve baba, kendi yargılarına güvenmek zorundadırlar. Teorik bilgi her zaman pratik deneyimin yerini tutamaz.
Benek doğuşta ortalama 3,5 kilogram kadar ağırlıktadır. Kızlar 250 gram kadar hafif olurlar. Beş kiloya kadar doğabilmektedir. İki kilo beş yüz daha az doğan bebekler erken doğmuş sayılırlar ve bu özel bakıma alınırlar. Çoğu beş-altıncı ayda kilolarının iki katına çıkarlar. Doğuşta boy 48 ilâ 53 santimetre arasındadır. Bir yaşına bastığında bebeğin boyu daha uzamış olur. Doğuşta baş ile göğüs çevresi eşittir. Sonra baş hızla büyür ve bir yaşına bastığında cevresi 4 santime yakın artış gösterir.Kafatası kemikleri yumuşaktır ve çocuk bir yaşına kadar tek bir tarafa uzun süre yatmamalıdır. Bir emzirmede soluna, ötekinde sağına yatırılmalı, hem yüzüstü, hem de sırtüstü yatmaya alıştırılmalıdır. Kafatasında iki yumuşak bölge olan bıngıldaklar, kemiklerin kaynaşmadıkları bölgelerdir. Başın arka kısmındaki bıngıldak dördüncü ayda, öndeki bıngıldak ise onsekizinci ayda kapanır. Bıngıldaklara özel bir bakım gerekmezse de, buraları ellemek, bastırmak doğru değildir.
Yürüme : Bazı çocuklar yedinci ayda emeklemeye başlar. Bazıları, emeklemek için onuncu, hatta onbirinci ayı bekler. Birinci yılın sonunda, çocuk kolayca ayakları üzerinde dikilebilmeli ve tutunarak yürüyebilmelidir. Elinden tutulursa genellikle onikinci ayda yürür. Yardım edilmemesi halinde yürüme normal olarak oniki ile on altıncı aylar arasında başlar. Tabii, bazıları daha hızlı gelişir ama, çocukların yüzde 4O’ı bir yaşında, yüzde 6O’ı da on dört ayda yürüyebilir. Şişman veya hastalık geçiren çocukların yürümeleri iki yaşına kadar gecikebilir. Bazen kaygan bir zemin, tıkış tıkış bir oda ya da sıkan bir ayakkabı, çocuğu yürümekten alıkoyabilir. Kaslarda hastalık, raşitizm veya sinirlerde hasar sözkonusu olabilirse de bunlar çok seyrek görülen şeylerdir. Yürümeye isteksiz çocuğu anne-baba sabırla karşılamalı ve o yürümeye hazır olmadan zorlamaya gitmemelidir. Yeni yürümeye başlayan başka çocukların yanına koymak da, çocuğu yürümeye teşvik edici bir unsurdur.
Görme ve İşitme : Doğduktan sonra bebekler ışık ile karanlığı ayırdedebilirler ama, iki haftaya kadar dikkatlerini bir eşya üzerinde toplayamazlar. Genellikle dört hafta sonra bir şeye bakabilir ve iki aylıkken hareket halindeki bir eşyayı gözleriyle izleyebilirler. İlk aylarda gözünü bir noktada toplamakta güçlük çekeceğinden çocuk şaşı bakıyor sanılabilir. Bu durum kısa zamanda kaybolur, endişelenmeye gerek yoktur.
Doğuştan kısa süre sonra bebekler gürültü ve sesleri tanırlar ama bir sesi diğerinden ayırdetmesi için iki-üç ay geçmesi gerekir. İki-üç aylık bebekler müzik dinlemekten hoşlanırlar ve bazen bu durumda ağlamayı bile keserler.
Tad alma : Bebeklerin gelişkin bir tad alma duyguları yoktur. Ancak tatlı ve ekşi besinleri birbirinden ayırt edebilirler.
Reade more >>

BEBEĞİM HER ŞEYE “BENİM” DİYOR!

BEBEĞİM HER ŞEYE “BENİM” DİYOR!

BEBEĞİM HER ŞEYE “BENİM” DİYOR!

Bebekler özellikle 2 yaş döneminde çevrelerindeki her şeye benim diyerek sahiplenirler. Özellikle onun olan oyuncaklara, giysilere hatta kendisine yakın bulduğu kişilere bile ileri derecede bir sahiplenme duygusu geliştirirler. Kendi sınırlarını korumaya ve anlamaya çalışan 2 yaş civarındaki çocuğu, bu dönemde kızdırmanın en kolay yolu “Benim” dediği bir şeye “Hayır benim” demektir. Klinik Psikolog Şeniz Pamuk, böyle bir dönemde her şeyin bebek için çok kıymetli olduğunu söyleyerek anne babalara önerilerde bulunuyor.


Kendi alanının sınırlarını anlamaya ve belirlemeye çalışan bir çocuk için kendine ait olan her şey çok kıymetlidir, çünkü sahip oldukları tıpkı vücudunun bir bölümü gibi ona aittir. "Eğer benim elimdeyse benimdir. Eğer senin elindeyse ve ben onu istiyorsam yine benimdir!” İşte, 2 yaş ve daha küçük yaştaki çocuklarda paylaşma kavramı tam da bu cümle ile özetlenebilir. Kısacası, bu yaş döneminde paylaşma kavramı henüz oluşmamıştır. Bu yaş çocukları arasında "Benim-senin" kavgasının yaşanması son derece doğaldır ve bu durum çocuğun bencil olduğu anlamına gelmez. Paylaşma fikrinin oluşması, çocuğun bir ölçüde kendinden haberdar olmasını, farkındalık kazanmasını gerektirir. Daha kendi sınırlarını ve gücünü keşfetmekte olan, ancak bu konularda kendine güvenini tam olarak oluşturamamış bir çocuk, kendi parçası saydığı oyuncaklarını ya da diğer kıymetli eşyalarını başkalarına vermek konusunda son derece isteksiz olabilir. Çünkü verilen oyuncağın ödünç olmadığını, yani artık arkadaşının olacağını sanabilir. Çocuk, oyuncağın sahibi olmakla geçici olarak oynamak arasındaki farkı anladığı zaman paylaşma konusunda daha rahat davranır. Çocukların karşısındaki kişilerin isteklerini ve ihtiyaçlarını anlaması ve ona vermesi 3 yaş civarında gözlenen bir davranıştır. Çocuk bu yaşa geldiğinde artık arkadaşına verdiği oyuncağın geri geleceğini anlayabilir.

VE PAYLAŞMAYI ÖĞRENMENİN VAKTİ GELDİ...
2 yaş öncesi her ne kadar çocukların paylaşma kavramına uzak oldukları bir dönem olsa da, anne babaların bu dönemde sergileyecekleri tavır ve uygulamalar, çocukların paylaşma fikriyle tanışmalarını ve benimsemelerini sağlayabilir. Bu yaşlarda çocukların yetişkin gözetiminde buluşmaları ve oynamaları, onların sosyalleşmelerine ve paylaşma kavramıyla tanışmalarına katkıda bulunur. Ancak, bu buluşmaları düzenlerken dikkat edilmesi gereken birkaç nokta var:
• Buluşmadan önce çocuk için kıymetli olan oyuncak ve eşyaları ortadan kaldırmak.
• Ev sahibi çocuğa, oyuncaklarının sahibinin kendisi olduğunu, arkadaşı o oyuncaklarla oynasa da, oyuncakların sonunda kendi evinde kalacağını ve onun olmaya devam edeceğini vurgulamak.
• Çocuğun oyuncağına bir zarar gelecek olursa, o oyuncağın yerine yenisinin alınacağını söylemek.
• Popüler olabilecek oyuncaklardan birkaç tane bulundurmak ya da benzer oyuncaklar almak.
• Oyun sırasında, zaman zaman çocukların oyuncaklarını değiş-tokuş etmelerini önermek.
• Çocukların birlikteyken sürtüşme olasılıkları yüksekse, iki çocuk için ayrı oyun kutuları oluşturmak.
• Oyuncak paylaşımı nedeniyle ciddi bir sürtüşme yaşanırsa, onları sırayla oynamaya yönlendirmek ve her birinin oyuncakla kısa sürelerle oynamalarını ve bu sırada diğer çocuğun başka bir şeyle ilgilenmesi için imkan sağlamak.
• Çocukları sıra beklemeli oyunlara yönlendirnıek. Örneğin, birbirlerine top atmalarını sağlamak.
• Çocuklar arasında tartışma yoğun olduğunda, oyuncakları ortadan kaldırıp onları başka bir etkinliğe yönlendirmek. Hep beraber parmak boyası yapmak ya da birlikte parka gitmek gibi...

TAKLİT YÖNTEMİNİ DENEYİN
Çocuklar için en etkili öğrenme yöntemlerinden biri de taklit etmektir. Bu nedenle anne babanın öncelikle çocuklarıyla bir şeyler paylaşmaları, bundan keyif aldıklarını ona hissettirmeleri ve yaptıkları şeyin adının "paylaşma" olduğunu belirtmeleri iyi bir yoldur. Anne baba, çocuğun bir şeyleri paylaşması için fırsatlar yaratabilirler, örneğin arkadaşı geldiğinde poğaçaları onun dağıtması gibi. Çocuğun bu davranışı, paylaşmanın ilk aşaması sayılabilir. Anne babanın bu davranışı övmesi ve zaman zaman bir oyuncağını arkadaşına da göstermesini istemesi çocuk açısından paylaşıma geçişi kolaylaştırır. Bunun dışında çocuk kendi isteğiyle bir oyuncağını paylaştığında çok abartmadan övülebilir ve paylaşmanın kişiyi ne kadar iyi hissettirdiğine değinilebilir.
Reade more >>

Çocuklarda Dikkat Dağınıklığı ve Eksikliği


Çocuklarda Dikkat Dağınıklığı ve Eksikliği

ÇOCUKLARDA DİKKAT EKSİKLİĞİ
Çocuklarda dikkat dağınıklığı, dikkat eksikliği, basitçe tanısı konabilen bir hastalık değil maalesef.
Dikkat eksikliği
Hastalık seviyesinde olmayan, belli sınırlarda dikkatsizlik çocuklarda görülebilir şeydir. Fakat hastalık seviyesindeki dikkat problemleri var. Bu hiperaktivite sendromu ve dikkat yetersizliği olarak görülür. Çocuklarda dikkatsizlik hastalık boyutu olmasa bile akademik ve yaşamsal problemlere sebep olabilir.
Neden olur?
Dikkat beş duyuya zaruret gösterir. Dikkatin toparlanması için görme, dokunma, koklama işitme ve tatma duyuları tümü çalışır vaziyette olmalı ve beslenme ve uyku gibi gereksinimler iyi veriler almak gerekir.
İnsanın ihtiyacına yönelecektir. Dolayısıyla dikkat toplanması için kişinin ihtiyaç belirlediği motivasyonların devrede olması gerekli.
Dikkat eksikliği kendini Çocuklarda nasıl gösterir?
Komut almakta Çocuk zorlanır. Kendinden bir şey yapılması istendiğinde bunu yaparken güçlük çeker. Okul öncesi zamanda çocukla ilgili anne “Ben baş edemiyorum” diye bir düşünce varsa, dikkat yetersizliğinin ihtimali olabilir.
Bu konuda gereken dikkat edilmesi birkaç nokta vardır. Örneğin 3 yaşındaki çocuk da dikkat saniyelerle sınırlı. Çocuk objeyle kısa süre oynar diye teşhis koymamak gerek. Yine 3 yaş çocuk yaşıtıyla oynamayı bilmez. Bu sebeple iletişim kuramıyor zannedilerek teşhis koyulması yanlış olacaktır.”
Arkadaş yaşantısı olumsuz etkileri;
Dikkat yetersizliği olanlarda çocuklarda mimikleri algılayamama ve yorumlayamama sorunu vardır. Karşısındaki arkadaşı kaşını çattığında veya suratını ekşittiğinde anlamaz ve yaptığını yapmaya devam eder. Bu konuda sıkıntı çekebilirler.
Beyinde hareketlerin planlandığı bir alan vardır, hareket burada kontrollüdür. Eğer bu alan bozuksa hareket fırlamış ok gibi olur ve karşıdakini rahatsız eder.
DİKKAT EKSİKLİGİ ÇOCUKLARDA NASIL OLUR
Hangi çocuk da sık görülür?
Çocuktan toplum kurallarına uyması ve öğrenme faaliyetleri yapması gerektiği an meydana çıkar.
Dikkat yetersizliği diye adlandırılan sorun erkek çocuk da daha fazla görülür. Bu oranın 3 de1 ulaştığı belirtiliyor. Bunun nedeni erkeklerde testosteron fazlalığı olabilir, yâda anneye bağlanma mekanizmasının yetersizliği olabilir. Ama en önemli faktör genetiktir.
Bilinçli veya bilinçsiz bir olayı canlı hale getirmek için bir parça üzerinde zihinsel güç toplanmak Psiko-fizik enerjisinin bir nokta üstünde toplanması duyu organına gelen uyarıcının bazılarını işletmeye yönelmesi diye tanımlanır. İnsan duyu organına gelen uyarıcının bir bölümünü fark edebilmektedir. Çünkü organizma çevredeki uyarıcı kaynaklardan duyu organlarına ulaşan uyarıcılardan bir kısmını alabilmekte ve dikkat edebilmektedir.
Öğrenci öğrenme ortamına duyum içerisinde olan birçok uyaran içinde kendine yakın bulduğu beklentilerine uygun olan uyaranları almaya kararlı davranır.
Reade more >>